İçeriğe geç

Büyük usul nedir ?

Büyük Usul Nedir? Tarihsel Bir Perspektiften Kapsamlı Bir İnceleme

Geçmişi anlamadan bugünü tam olarak kavrayamayız. Her bir tarihsel an, insanlık tarihinin bir parçası olarak bize sadece o dönemin değil, aynı zamanda bugünün ve hatta geleceğin ne olabileceğine dair ipuçları sunar. Tarih, yalnızca eski zamanları incelemekle kalmaz, aynı zamanda geçmişteki düşünce biçimlerinin, toplumsal yapılarının ve siyasi kararların bugün nasıl şekillendiğini de gösterir. Bu yüzden geçmişi anlamak, sadece tarihsel bir merak değil, toplumsal ve bireysel bir sorumluluktur. Bu yazıda, “Büyük Usul” kavramını tarihsel bir perspektiften ele alacak, kronolojik olarak önemli dönemeçleri, toplumsal dönüşümleri ve bu kavramın tarihsel kırılma noktalarını tartışacağız.
Büyük Usul: Tanım ve İlk Ortaya Çıkışı

Büyük Usul, tarihsel olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim biçiminde ve toplumsal yapısında köklü değişikliklere yol açan bir reform hareketinin adıdır. Bu kavram, özellikle 18. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı’da yaşanan dönüşümle bağlantılıdır. “Büyük Usul” terimi, Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan reformlar, hukuksal değişiklikler ve toplumsal dönüşüm sürecini kapsayan, geniş bir kavramsal çerçeve olarak kullanılmaktadır.

İlk olarak, Osmanlı yönetiminin geleneksel yapısındaki değişimler, Tanzimat dönemi ile paralellik göstermektedir. Tanzimat, Osmanlı’nın modernleşme yolunda attığı önemli adımlardan biridir ve Büyük Usul’un temelleri bu dönemde atılmaya başlanmıştır. Ancak, bu kavramın tam olarak neyi ifade ettiği, dönemin toplumsal yapısı, hukuk sistemi ve devletin iç yapısındaki değişimle doğrudan ilişkilidir.
Tanzimat Dönemi: Başlangıç ve Reform Hareketleri

Büyük Usul’un ilk tohumları, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’na dayanır. Tanzimat, Osmanlı İmparatorluğu’nu modernleştirmeyi amaçlayan bir dizi reform hareketini ifade eder. Bu reformların en önemli yönü, merkezi hükümetin güçlendirilmesi ve halkın hukuk önünde eşitliğinin sağlanmasıdır. Tanzimat Fermanı ile birlikte, Osmanlı topraklarında birçok alanda radikal değişiklikler başlatılmıştır. Hukuk, eğitim, ekonomi ve toplum yapısında yapılan reformlar, Büyük Usul’ün temellerini atmıştır.

Tanzimat dönemi, aynı zamanda Osmanlı’da Batı’dan ilham alınarak yapılan köklü yeniliklerin başlangıcıdır. Ferman, yeni bir usulün, yani daha merkeziyetçi ve modern bir yönetim anlayışının temellerini atmıştır. Ancak bu dönemde, Büyük Usul’ün etkileri henüz tam anlamıyla hissedilmemiştir. Bu dönemde yapılan reformlar, genellikle halk arasında karışıklığa ve toplumsal kutuplaşmalara yol açmıştır. Tanzimat, bir yandan Osmanlı’da adaletin sağlanması için önemli bir adım olarak görülse de, diğer yandan toplumun geleneksel yapısını sarsan bir dönemi başlatmıştır.
Tanzimat Fermanı ve Hukuksal Yenilikler

Tanzimat Fermanı, Osmanlı’da hukuki alanda büyük değişikliklerin başlangıcını simgeler. Osmanlı’da, feodal düzenin etkisiyle her bireyin farklı hakları ve yükümlülükleri vardı. Ferman, halkın hukuk önünde eşit olmasını, dini ayrım gözetmeksizin herkesin yasal haklarının korunmasını sağlamayı amaçlıyordu. Ancak bu reformun, Osmanlı toplumunda tam anlamıyla kabul görmediği ve eski usullerin hâlâ güçlü olduğu görülmüştür.

Bu hukuki değişiklikler, toplumsal yapıda ve bireylerin devletle olan ilişkilerinde köklü bir değişim yaratmıştır. Aynı zamanda, toplumdaki geleneksel düşüncelerin modernleşme sürecine nasıl karşı koyduğunu görmek de mümkündür. Bireylerin devletle olan ilişkileri değişmiş, devletin halk üzerindeki denetimi ise artmıştır.
Meşrutiyet ve II. Abdülhamid Dönemi: Reformların Derinleşmesi ve Dönüşüm

Osmanlı’daki büyük dönüşüm, II. Abdülhamid döneminde farklı bir aşamaya geçmiştir. 1876’da ilan edilen ilk Meşrutiyet, Osmanlı’da anayasal monarşiyi kabul eden ilk ciddi adım olarak tarihe geçmiştir. Ancak Meşrutiyet’in ilk yılları kısa sürmüş, Abdülhamid’in mutlakiyetçi yönetimi altında, bazı reformlar geri alınmıştır.

Bu dönemdeki reformlar, bir yandan toplumu modernleştirmeyi hedeflerken, diğer yandan geleneksel yapıları koruma çabalarını da barındırıyordu. Bu çelişki, Büyük Usul’ün toplumsal ve siyasi anlamda nasıl karışık ve zorlu bir dönüşüm süreci sunduğunu gözler önüne serer. Abdülhamid’in devlete olan yaklaşımı, modernleşmeyi tamamen kabul etmek yerine, kontrolü elinde tutma isteğiyle şekillenmiştir. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Büyük Usul, aslında toplumun farklı katmanları arasında bir mücadele alanına dönüşmüştür.
Abdülhamid ve Eğitimdeki Reformlar

Abdülhamid, eğitim alanında da bazı reformlar gerçekleştirmiştir. Ancak bu reformlar, genellikle Batı’dan alınan yeniliklerin Osmanlı’ya adapte edilmesinden çok, Osmanlı’nın geleneksel değerleriyle uyumlu şekilde uygulanmıştır. Okullar açılmış, yeni eğitim kurumları kurulmuş, ancak Osmanlı toplumunun geleneksel yapısı da göz ardı edilmemiştir. Abdülhamid dönemi, bir yandan Osmanlı’da modernleşme hareketlerinin devam ettiğini gösterse de, diğer yandan Batılı etkilerin sınırlı bir biçimde kabul edildiği bir döneme işaret eder.
Cumhuriyet Dönemi ve Büyük Usul’ün Sonuçları

Cumhuriyet’in ilanı, Osmanlı’daki Büyük Usul’ün sonuçlarını tam anlamıyla şekillendiren bir kırılma noktasıdır. 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın mirasını ve reformlarını alarak ancak çok daha radikal bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet dönemi, büyük bir toplumsal değişim sürecine işaret eder ve bu değişim, özellikle hukuk, eğitim ve devlet yapısındaki dönüşümle kendini gösterir.

Cumhuriyet dönemiyle birlikte, Osmanlı’daki Büyük Usul, çok daha somut ve toplumu daha geniş çapta etkileyen reformlara dönüşmüştür. Yeni hukuk sisteminin kurulması, eğitimdeki Batılılaşma çabaları ve toplumsal yapının yeniden şekillendirilmesi, Büyük Usul’ün evrimsel bir sonucu olarak görülebilir.
Cumhuriyetin Hukuk Reformları

Cumhuriyetin ilk yıllarında, Osmanlı’nın geleneksel hukuk sistemi yerini yeni bir hukuka bırakmıştır. 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu, Osmanlı’daki feodal yapıyı sona erdirerek, Batılı hukuki anlayışa geçişi simgeler. Bu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin önemli bir adımıdır ve Büyük Usul’ün bir devamı olarak değerlendirilebilir.
Sonuç: Geçmişin Bugüne Etkisi

Büyük Usul, Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan reformların, toplumsal yapıların ve geleneksel anlayışların nasıl değiştiğini gösteren önemli bir kavramdır. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar uzanan süreç, büyük bir toplumsal dönüşümün yansımasıdır. Ancak bu dönüşüm, her zaman kolay ve kabul görür bir süreç olmamıştır. Toplumlar, yenilikleri kabul etmekte zorlanmış, bazen bu yeniliklere karşı direnişler gösterilmiştir.

Bugün, geçmişteki bu dönüşümleri anlamak, sadece tarihsel bir öğrenme değil, aynı zamanda günümüzün toplumsal yapılarındaki benzer kırılmaları ve değişimleri anlamamıza yardımcı olabilir. Gelecekte, toplumsal yapımız nasıl şekillenecek ve bu yapıları değiştirmek isteyen reform hareketleri nasıl karşılanacak? Bu sorular, geçmişin bugüne etkisini tartışmaya devam etmemiz için önemlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet güncel