Türkiye’nin En Büyük Ormanı Neresidir? Bir Yolculukta Bulduğum Sessizlik
Bazı sorular vardır, cevabını öğrendiğinizde sadece yeni bir bilgi edinmiş olmazsınız. Hayatınızın bir köşesine küçük ama unutulmaz bir anı da yerleşir. “Türkiye’nin en büyük ormanı neresidir?” sorusu benim için tam olarak böyle bir soruya dönüştü.
Geçen sonbaharda, Kayseri’de oldukça yoğun geçen bir dönemin ardından birkaç günlüğüne şehirden uzaklaşmaya karar vermiştim. Uzun zamandır içimde açıklayamadığım bir yorgunluk vardı. İnsan bazen fiziksel olarak değil de ruhen yoruluyor. Her sabah aynı sokaklardan geçmek, aynı binaları görmek, aynı telaşın içinde kaybolmak bir süre sonra insanın içindeki sesi bastırıyor.
Bir akşam günlüğümü karıştırırken aylar önce yazdığım bir cümleye rastladım:
“Bir gün hiç bilmediğim bir ormanda yürümek istiyorum.”
Bu cümle o kadar samimi gelmişti ki ertesi gün kendime bir söz verdim. Gidecektim. Nereye olduğunu bilmiyordum ama ağaçların arasında uzun uzun yürüyecektim.
Merakla Başlayan Araştırma
Bile’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Türkiye’nin en büyük ormanı neresidir” konusunu sizin için araştırdık.
Seyahat planı yaparken internette saatlerce farklı bölgeleri araştırdım. O sırada aklıma ilginç bir soru geldi:
“Türkiye’nin en büyük ormanı neresidir?”
Çocukluğumdan beri ormanları severdim ama bu sorunun cevabını gerçekten bilmiyordum. Araştırdıkça karşıma Karadeniz’in eşsiz ormanları çıktı. Özellikle Kastamonu sınırları içerisinde yer alan ve Küre Dağları çevresine yayılan geniş ormanlık alanlar dikkatimi çekti. Bölge, Türkiye’nin en büyük ve en bütüncül orman ekosistemlerinden biri olarak gösteriliyordu.
O an içimde garip bir heyecan oluştu.
Haritada baktığım yer sadece ağaçlardan oluşan bir alan değildi. Sanki uzun zamandır beni bekleyen sessiz bir dünya vardı orada.
Belki kulağa fazla duygusal geliyor ama bazen insanın bir yere gitmeden önce bile orayla arasında görünmez bir bağ oluşuyor.
Yola Çıkarken Taşıdığım Duygular
Otobüs yolculuğu boyunca cam kenarında oturdum.
Hava yavaş yavaş aydınlanırken yol boyunca uzanan tepeleri izliyordum. Her geçen kilometrede şehirden biraz daha uzaklaşıyor, kendime biraz daha yaklaşıyordum.
Bazen insanın hayatında büyük sorunlar olmaz.
Ama yine de içinde açıklayamadığı bir boşluk hisseder.
Benim yolculuğum biraz da bunun içindi.
Ne aradığımı tam bilmiyordum.
Sadece bulmak istediğim bir şey vardı.
Belki huzur.
Belki umut.
Belki de uzun zamandır kaybettiğim iç sesim.
Ormanın İlk Göründüğü An
Bölgeye ulaştığım gün hava bulutluydu.
Uzaktan ilk kez ormanı gördüğümde istemsizce durdum.
Göz alabildiğine uzanan yeşil bir deniz gibiydi.
Ağaçlar tepelerin üzerinden taşarak ufka kadar yayılıyordu.
Fotoğraflarda gördüğümden çok daha etkileyiciydi.
Şehirlerde insan sürekli bir şeylerin sesini duyar.
Arabalar.
Kornalar.
Telefon bildirimleri.
Kalabalıklar.
Buradaysa farklı bir sessizlik vardı.
Boş değil, yaşayan bir sessizlik.
Rüzgârın yapraklara çarpması, kuşların uzaklardan gelen sesleri ve ağaçların arasında dolaşan görünmez hayat…
Dakikalarca konuşmadan yürüdüm.
Çünkü bazen güzel bir manzara karşısında kelimeler gereksizleşiyor.
Ağaçların Arasında Kaybolmak
Patika yolda ilerledikçe etrafımdaki dünya değişmeye başladı.
Güneş zaman zaman dalların arasından süzülüyor, yerde altın renkli desenler oluşturuyordu.
Yürüdükçe çocukluğumu düşündüm.
Köy ziyaretlerini.
Dedemle yaptığım yürüyüşleri.
Toprak kokusunu.
Yağmurdan sonra ortaya çıkan o eşsiz ferahlığı.
Bazı anılar insanın zihninde fotoğraf gibi kalıyor.
O gün ormanda yürürken yıllardır hatırlamadığım birçok detay yeniden aklıma geldi.
Bir ağacın gölgesinde oturup biraz dinlendim.
Yanımda getirdiğim küçük defteri çıkardım.
Uzun zamandır ilk kez içimden yazmak geldi.
Sayfaya sadece tek bir cümle yazdım:
“Burada nefes almak daha kolay.”
Bugün bile o cümleyi okuyunca aynı hissi hatırlıyorum.
Türkiye’nin En Büyük Ormanlarında İnsan Kendini Daha Küçük Hissediyor
Ormanda ilerledikçe dikkatimi çeken şey sadece ağaçların büyüklüğü değildi.
Asıl etkileyici olan onların yaşıydı.
Bazıları onlarca yıl, bazıları ise yüzlerce yıl boyunca aynı yerde durmuştu.
Ben hayatımın sorunlarını düşünürken onlar mevsimleri, fırtınaları ve yılları sessizce karşılamıştı.
O an garip bir farkındalık yaşadım.
Hayatımda büyüttüğüm birçok şey aslında düşündüğüm kadar büyük değildi.
İnsan bazen küçük bir problemi dünyanın sonu gibi görüyor.
Ama yüzlerce yıllık ağaçların arasında yürüyünce zaman kavramı değişiyor.
Kendi telaşların küçülüyor.
Kendi korkuların hafifliyor.
Bu yüzden sanırım ormanlar sadece doğal alanlar değil.
Aynı zamanda insanın kendini yeniden tanıdığı yerler.
Yağmurun Başladığı Dakikalar
Öğleden sonra hafif bir yağmur başladı.
Normalde yağmurdan kaçmaya çalışırım.
Ama o gün kaçmadım.
Yavaş yavaş yürümeye devam ettim.
Yağmur damlaları yapraklara çarpıyor, etrafta huzur veren bir ses oluşturuyordu.
Toprağın kokusu yoğunlaştı.
O an kendimi uzun zamandır olmadığı kadar iyi hissettiğimi fark ettim.
Hiçbir başarı haberi.
Hiçbir sosyal medya paylaşımı.
Hiçbir kalabalık eğlence.
Bana o anki huzuru veremezdi.
Sadece yağmur.
Toprak.
Ve sonsuza uzanıyormuş gibi görünen ağaçlar vardı.
Akşamüstü Gelen Duygusal Bir Farkındalık
Gün batımına yakın bir noktada durup manzarayı izledim.
Gökyüzü turuncu ve gri tonlara bürünmüştü.
Ağaçların tepeleri ışığın altında farklı renklere dönüşüyordu.
O sırada içimde uzun zamandır taşıdığım bir kırgınlığı düşündüm.
Bazı hayallerimin gerçekleşmemesini.
Bazı insanların hayatımdan çıkmasını.
Bazı planların yarım kalmasını.
Eskiden bunları düşündüğümde üzülürdüm.
Ama o gün farklı hissettim.
Çünkü hayatın her zaman planladığımız gibi ilerlemediğini kabul etmeye başlamıştım.
Belki de büyümek biraz buydu.
Her şeyi kontrol edemeyeceğini anlamak.
Ve yine de yürümeye devam etmek.
Tıpkı önümde uzanan orman yolu gibi.
Nereye çıktığını tam bilmesen de adım atmayı sürdürmek.
Dönüş Yolunda Taşıdığım Şey
Eve dönerken yanımda büyük bir eşya yoktu.
Bir hatıra satın almamıştım.
Özel bir koleksiyon parçası da almamıştım.
Ama içimde taşıdığım şey çok daha değerliydi.
Sakinlik.
Uzun zamandır hissetmediğim bir sakinlik.
Türkiye’nin en büyük ormanlarından birinde geçirdiğim o gün bana beklediğimden daha fazlasını vermişti.
Bir bilgi öğrenmiştim.
Yeni bir yer görmüştüm.
Ama en önemlisi biraz olsun kendimi dinleyebilmiştim.
“Türkiye’nin en büyük ormanı neresidir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Bile okurları için daha fazlası yolda!
Sonuç: Bazen Bir Orman Sadece Orman Değildir
Bugün biri bana “Türkiye’nin en büyük ormanı neresidir?” diye sorduğunda yalnızca coğrafi bir cevap vermiyorum.
Aklıma yağmurun sesi geliyor.
Ağaçların arasından süzülen ışık geliyor.
Defterime yazdığım o kısa cümle geliyor.
Ve içimde yeniden filizlenen umut geliyor.
Çünkü bazen bir orman sadece ağaçlardan oluşmaz.
Bazen insanın kaybettiğini sandığı duyguların yeniden yeşerdiği yerdir.
Belki bir gün yolunuz o geniş ormanların içinden geçer.
Belki siz de bir patikada yürürken kendi düşüncelerinizle baş başa kalırsınız.
O zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.
Bazı yolculuklar kilometrelerle ölçülmez.
Bazıları kalpte bıraktığı izlerle hatırlanır.